Şükrü Portakal YAZAR
BÜYÜK YEMİN
Şükrü Portakal
2026-07-24
Emanet, Sadakat ve Bir Kürsü Hikayesi
"Namusum ve şerefim
üzerine ant içerim..."
Bu kelimeler, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı
altında her yasama dönemi başında, yüzlerce vekilin dilinden dökülen sıradan
bir metin değildir. O kürsüye çıkıp elini kaldıran her bir birey, aslında tarihin en ağır yükünü, bir milletin
geleceğini ve geçmişin tüm fedakarlıklarını omuzlarına alacağına dair söz
verir.
Yeminin Ağırlığı Nereden Geliyor?
Meclis kürsüsünde okunan o metin, alelade yazılmış
hukuki bir prosedür değildir.
O yemin:
1920'nin Ankara'sında, İstanbul işgal altındayken,
henüz var olmayan bir devletin bağımsızlığı için ant içen bir avuç inanmış
insanın inancıdır.
O Yemin;
Çanakkale’de on sekizinde toprağa düşenlerin,
Sakarya’da vatanı böldürmeyenlerin, Dumlupınar’da şafağı göremeden şehit
olanların bıraktığı mirastır.
Her milletvekili o kürsüye çıktığında aslında
millete değil, bu vatanı canı pahasına kuranlara ve koruyanlara hesap verir.
Çünkü bu devlet, kimseye bir dönemlik koltuk güvencesi veya şahsi ikbal kapısı olarak
ödünç verilmemiştir; emanet edilmiştir.
Ancak ne yazık ki, bugün TBMM çatısı altında her
vekilin bu kutsal emanetin bilincinde olduğunu söylemek zor. Kürsüde "Vatanın
ve Milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız şartsız egemenliğini
koruyacağına" namusu ve şerefi üzerine ant içen bazı isimlerin, meclis
koridorlarına adım attığı an bu yemini unuttuğuna şahit oluyoruz.
Kendi siyasi ikballerini milletin menfaatinin
önüne koyanlar, kapalı kapılar ardında bu ülkenin temel değerleriyle pazarlığa
oturanlar, hukukun üstünlüğünü kendi güç dengelerine göre eğip bükenler...
Yemin metnindeki her bir kelimeyi çiğneyip, sonra da hiçbir şey olmamış gibi o
koltuklarda oturanlar, sadece seçmenlerini değil, bu ülkenin temel harcını
borçlu olduğumuz şehitleri de incitiyor.
"Ant içmek, o emaneti omuza
almaktır."
Eğer omuzlarındaki yükün ağırlığını taşıyamayacak,
rüzgâra göre yön değiştirecek ya da kişisel menfaatler için yemine sırt
dönecekseniz, o kürsünün kutsallığına leke sürmemelisiniz. Çünkü Türk milleti,
kendisine verilen sözlerin de o sözleri tutmayanların da hesabını her zaman
hafızasında tutar.
Sözün Özü
Milletin egemenliği kayıtsız ve şartsızdır.
Meclis, bu egemenliğin tecelli ettiği en yüksek makamdır. O makamda oturup,
namus ve şeref üzerine edilen yemine sadık kalmamak, sadece bir siyasi hata
değil, tarih önünde büyük bir vebaldir.
Unutulmamalıdır ki; o kürsüye çıkan her vekil, arkasında dalgalanan ay-yıldızlı bayrağın
ve o bayrak için can verenlerin gölgesindedir. Emanete ihanet edenler
tarihin tozlu ve karanlık sayfalarında kaybolurken, yeminine sadık kalanlar
milletin kalbinde yaşamaya devam edecektir.
ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi
YORUMLAR
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
YORUM YAP